altın kangal çifltiği
Sivas Kangal Üretim Çiftliğimiz Tüm Türkiye'ye Hizmet Vermektedir.

Adres: Sivas Altın Kangal Yolu 3. km.
TEL 0546 460 71 17

Kangallar hakkında bilgiler

KANGAL KÖPEKLERİ HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ HERŞEY

Kangal yavrularının kısırlaştırması.
kangal yavruları kısırmı satılır.
Kangal çiftliklerindeki kangal yavruları kısırmı.
Kangallarda kısırlaştırma nasıl olur?
köpeklerde kısırlaştırma zararlımı?

Kısırlaştırma 

Dişi kedi ve köpeklerin genel anestezi altında genital organlarının yani uterus (rahim) ve ovariumlarının (yumurtalık) alınması yöntemiyle yapılan bir operasyondur. Bazı durumlarda tek ovarium alınarakta yarım kısırlaştırma yapılmaktadır. Bu operasyon asla tavsiye edilmez. Çünkü daha sonra vücutta bırakılan tek ovariumdan dolayı çeşitli operasyon sonrası komplikasyonlarla karşılaşılabilmektedir. Kısırlaştırmanın bazı avantaj ve dezavantajları vardır.

Kısırlaştırmanın Avantajları: Kısırlaştırılmayan dişi kedi ve köpekler bazı sağlık problemleri ile karşılaşırlar. Bu jinekolojik problemler, pyometra dediğimiz uterusun irinli yangısı, ovariumun kist ve tümörleri, prolapsus vagina ve uteri (vagina ve uterusun dışarı çıkması) gibi sorunlardır. Yine kısırlaştırılmamış kedi ve köpeklerde meme tümörleri riski daha fazladır. Bu riski en aza indirmek için, çiftleştirilmesi düşünülmeyen evcilin ilk kızgınlığından önce kısırlaştırılması gerekir. 


Pyometranın nedeni enfeksiyon ve hormonal nedenlerdir. Özellikle sık yalancı gebelik geçiren köpeklerle, doğum kontrol ilaçlarını, kontrolsüz kullanan kedi ve köpeklerde rastlanır. Kızgınlığı önleyici amaçla kullanılan preparatların, evcilin çiftleşme isteği göstermediği dönemde verilmesi uygundur. Kızgınlık başladıktan sonra kullanılan ilaçlar pyometraya davetiye çıkarır. Genital sistemin anatomik yapısı nedeni ile Pyometrada sadece antibiotik kullanılması tedavide kesin çözüm değildir. Tekrarlar yaşanabilir. Ayrıca hayvan yaşlandıkça ve vücudundaki enfeksiyon hastalık nedeni ile anesteziye almak risk teşkil edecektir. Bu nedenle erken yaşta kısırlaştırmanın önemi büyüktür.

Kısırlaştırma sinirli ve saldırgan davranışların giderilmesi amacıyla da önerilmektedir. Ayrıca siklus kanamaları, işaretleme amacı ile sık idrar yapma erkek hayvanların aşırı ilgisi gibi rahatsız edici davranışlardan uzaklaşılır. 

Kısırlaştırmanın Dezavantajları: Kilo alma problemi olabilir. Ancak kilo almanın asıl nedeni ilerleyen yaşa rağmen az hareket ve enerjisi yüksek gıda ile beslemektir. Diğer dezavantaj östrojen yetmezliğine bağlı tüy döküntüsü ve tüylerin yavaş uzamasıdır. Nadiren de olsa bazı evcillerde idrar tutamamaya rastlanır ve durum özellikle uyku halindeyken kendini gösterir.

Tüm bu avantaj ve dezavantajların dışında sokak kedi ve köpek populasyonunun kontrol altına alınmasında en etkili çözümdür.



Kangal köpeklerinde uyuz.
kangal yavrularında görülen uyuz ve tedavisi.
kangal yavrusunu uyuzdan nasıl koruruz.
kangal yavrularının uyuz olma sebebi nedir?
Uyuz hastalığı ve tedavisi 

Uyuz bir deri hastalığıdır ve ülkemizde de çok yaygın olarak görülmektedir. Yaygın görülmesinin en büyük sebebi sokak köpekleri diye adlandırılan sahipsiz hayvanların ve pire-kene gibi dış parazitlerin sayısının oldukça fazla olmasıdır. Uyuz hastalığının birçok formu vardır ve oldukça inatçı bir hastalıktır.

En yaygın bulaşma şekli pire ve keneler, direk temas ve dokunma, ortak kullanılan tasma, mama kabı, yatak vb. eşyalar, ortak kullanılan alanlardır. Doğada oldukça yaygın ve kolay bulaşan bir hastalıktır.

Bazı türler sadece kulak kepçesi ve çevresinde, bazıları ise göz ve çevresinde lokal lezyonlar oluşturabilirler. Genelde derinin tüysüz bölgelerinde ve dirseklerden başlayan lezyonlar tedavisi yapılmazsa vücuda yayılırlar ve generalize olurlar.

Uyuz hastalığını yaratan etken derinin epidermis katında veya kıl foliküllerinde yerleşen ve tünel kazarak hareket eden mikroskobik boyuttaki uyuz böcekleridir. Lezyonlu deriden kazıntı yapılarak alınan materyalle hazırlanan preparatlar, mikroskop altında incelendiğinde uyuz etkenleri rahatlıkla görülebilmektedir.

Ülkemizde yaygın bulunan türleri:
- Demodex 
- Sarcoptes
- Otodectes
- Notoedres'tir.

Uyuz böcekleri; deri döküntüleri, doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler. Deride derin ve genelde kaşıntılı lezyonlara sebebiyet verirler. Sadece Demodex türü uyuzda kaşıntı azdır veya hiç olmamaktadır.

Semptomlar... 
- Oldukça şiddetli kaşıntı(bazı türler hariç) 
- Kızarıklık 
- Deride veziküller 
- Vücutta yaygın yaralar 
- Tüy dökülmesi 
- Deride kalınlaşma 
- Tüylerin dökülmesi(lokal veya genel) 
- Deride ağır bir koku 
- Deride kepeklenme ve kabuklanma 
- Derinin renginde koyulaşma ve pigmentasyon artışı 



Korunma...
- Köpeklerin hijyenik ortamlarda bakımı
- Pire ve kenelere karşı önlemleri almak
- Tüy ve deri sağlığının düzenli kontrolü 
- Düzenli fırçalamak
- Sık yıkamamak 
- Başka köpeğe ait malzemelerin dezenfekte etmeden kullanmamak 
- Beslenmesine dikkat etmek
- Yürüyüş ve gezinti alanlarına dikkat etmek
- Oyun arkadaşlarına dikkat etmek
- Hekiminizin önereceği aralıklarla dış parazitlere etkili banyo solusyonları ile yıkamak
- Düzenli Veteriner Hekim kontrolü

En önemlisi; Vücutta oluşacak bir deri lezyonunda vakit geçirmeden veteriner hekiminize danışmak ve ihmal etmemek gerekir. Çünkü tüm hastalıklar erken teşhisle çok daha kolay ve çabuk tedavi edilebilmektedir.

Tedavi... 
Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide yıkama solusyonları, uyuza etkili enjeksiyonlar, spot on uygulamalar ve oral tedavi yapılabilmektedir. Hekiminiz uyuzun formuna göre tedaviyi seçecek ve uygulamaya başlayacaktır. Genelde iyileşme süreci 4 hafta ile 6 hafta arasıdır. Demodex türü uyuz etkeni foliküllere yerleştiği için tedavisi daha uzun ve zordur. Bu da tedavi sürecinin daha uzun olmasını sağlar. Bazen de uyuz hastalığı; diğer deri hastalıkları ile beraber seyredebilir. Bu durum daha komplike ve daha uzun süreli bir tedaviyi gerektirecektir.

UNUTMAYIN... 
Uyuz asla öldürücü bir hastalık değildir ve tedavisi mümkündür.Fakat konunun üzerine eğilmezseniz ve tedavisi yapılmazsa bu hastalıkta bile ölümler olabilmekte ve üzücü durumlarla karşılaşılabilmektedir.

Canımızdan çok sevdiğimiz dostlarımızın sağlıklı ve mutlu olmaları için lütfen onları ihmal etmeyelim. Onların sağlığına ne kadar dikkat ederseniz,onlarla geçireceğiniz günler o kadar uzun ve güzel olur. Veteriner hekimlerimizin tavsiyelerini kulak arkası etmeyelim. Bizler; hem onların hem de sizlerin sağlığı için sürekli olarak yardımcı olmaya ve hizmet vermeye devam ediyoruz.




Kangal yavrularında ishal ve önlemleri.
kangal yavrusu zehirli ishal.
kangal yavrularında görülen ishal tedavisi.

Kanlı İshal 

(Parvoviral Enteritis)

Özellikle yavru köpeklerde görülen (erişkinlerde nadirdir) bulaşıcı, hızlı seyreden bir hastalıktır. Eğer yavru köpekte mide-bağırsak parazitleri, bakteriyel bir enfeksiyon gibi tali hastalıklar da varsa klinik seyri şiddetlenir. Kanlı ishal etkeni virüsü alan köpek bir hafta sonra klinik bulguları göstermeye başlar. Önce iştahsızlık, kusma ardından ishal ve ishalin devamıyla kanlı ishal (koyu renkli) ile seyreder. Hastada şiddetli halsizlik, su kaybı ve kan kaybı vardır. İki aydan küçük köpeklerde virüs, kalbi etkileyerek kalp krizinden dolayı ani ölümlere yol açabilir. Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve laboratuar testleri (kan parametreleri ve serolojik test) veteriner hekime yardımcı olur.

Tedavisinde (su kaybı söz konusu olduğundan) serum, antibiyotikler, bulantı kesiciler, gerekirse kan nakli klinik bulgulara yönelik müdahalelerin yanında spesifik serumda uygulanabilir. Tedavi hastanın vücut direncine bağlı olarak 3-5 gün sürer. Geç kalınmış, klinik bulgular ilerlemiş ve vücut direnci çok düşük yavru köpeklerde tedavinin başarı şansı azalır. Erişkin köpekler bu hastalığı çok daha hafif (örneğin sadece ishal ile) atlatabilirler. Özellikle Rotweiler, Doberman ve kagal yavruları bu hastalığa karşı çok daha duyarlıdır.

Kanlı ishalin bulaşması solunum ve dışkı yoluyla olur ve hasta köpeğin diğer köpeklerle temasının engellenmesi son derece önemlidir.

Kanlı ishalin aşısı vardır ve yavru köpek 1,5 aylık olduktan itibaren 3 hafta aralığıyla en az 3 kere tekrarlanarak bağışıklık sağlanır.

http://evinizdeegitim.com/hastaliklar.htm sitesinden alıntıdır.


Kangal köpeklerinde görülen başlıca hastalıklar.
kangal köpeklerinde gençlik hastalığı.
kangal köpeklerinde gençlik hastalığından korunma yöntemleri.
kangal yavrusu gençlik hastalığı tedavisi.
kangal yavrularında gençlik hastalığı belirtileri nelerdir.

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

Her yaştaki köpekte görülebilmesine rağmen özellikle yavru köpeklerde daha sık rastlanılan, virütik ve ölümcül olabilen bir hastalıktır. Özellikle iç parazitler gibi ikincil hastalıklar da varsa çok daha şiddetli seyredebilmektedir. Distemper insanlara geçmez fakat yavru köpekler arasında özellikle solunum yoluyla çok hızla bulaşır. Genellikle klinik bulgular başlamadan önce köpekte genel bir durgunluk, iştahsızlık ve ateş vardır. Köpeğin, hastalık etkeni virüsü aldıktan sonra 1 hafta 10 gün içinde klinik bulgular başlar. Hastalık 5 ayrı klinik formda seyreder ve her her form arasında 1 hafta kadar sürebilen iyileşme periodu görülebilir.

Klinik formları:
1- Mide-barsak formu: Şiddetli kusma, ishal ve iştahsızlıkla seyreder.

2- Göz formu: Gözde sarı-yeşil bir akıntı vardır ve göz kapaklarını kısarak bakmaya çalışır.

3- Akciğer formu: Kuru bir öksürük ile başlar, artarak yaş forma döner, burun kurumuştur, sarı yeşil akıntı gelir.

4- Deri formu: Patilerin yastık bölümününde (ayağın alt kısmı) erozyonlar dikkati çeker ,vücüdün değişik yerlerinde de sivilce benzeri görüntüler olabilir.

5- Sinirsel form: Bu form genellikle klinik seyrin en sonunda yaşanır. Vücudun değişik kaslarında seyirmeler (artarak devam edip bütün bedeni etkileyebilir), kısmi veya genel felç, dönme hareketi veya epilepsi (sara) krizi nöbeteleri ile karakterizedir. Sinirsel formun ilerlemiş aşamasında bazı köpeklerde kontrolsüz şekilde havlama veya bağırma belirtileri görülebilir.

Ne yazık ki oldukça ölümcül bir hastalıktır ve atlatabilen köpeklerde de seyirmeler (gözde veya ayaklarda), yürüyüşte zorlanma gibi arazlar bırakabilir. Hastalık genellikle aynı anda 2 formu da beraber göstererek seyreder. Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve bu bulguları meydana getirebilcek diğer hastalık ihtimallerinin ekarte edilmesi belirleyici olur. Gençlik hastalığının tedavisinde veteriner hekim klinik bulgulara göre tedavisini yapar ve hastalığa özgü serumu uygular. Hasta köpeğin vücut direnci bu hastalığın tedaviye cevap verip vermeyeceğini belirleyen faktörlerden belki de en önemlisidir.Yani köpekte herhangi bir parazit olup olmadığı, annesini ne süreyle emdiği, gelişme hızı gibi faktörler özellikle yavru köpekler için son derece önemlidir.

Distemper hastalığının aşısı vardır. Köpek 1.5 aylık olduktan sonra 3 hafta arayla 3 defa yavru köpeklere ve ergin olanlara da yılda 1 kez uygulanarak bağışıklık sağlanabilir. Veteriner hekimin belirleyeceği aşı programına uyularak bu denli önemli bir hastalıktan köpeklerimizi koruyabiliriz.


KANGAL KÖPEKLERİNDE VUCUT DİLİ
Köpeğinizin sinirli olduğunu nasıl anlarız.
Köpekleriniz paçanıza sarılıyor size hırlıyor sebebi nedir?
Konuşma, her zaman yalnızca insanlara özgü bir özellik olarak görülmüştür. Ünlü filozof Descartes, konuşma yeteneğini zekanın bir kanıtı olarak değerlendirirken, insan olmayan tüm canlıların zekasını inkar etmiştir. Yetmişli yıllarda Descartes'in bu görüşüne ağır bir darbe vuruldu. Beatrix ve Allen Gardner adlı psikologlar, şempanzeler sayesinde bilimsel bir başarı elde ettiler. Şempanzelere konuşmayı öğretebilmek için, pek çok deneyin yapılmış olduğunu biliyorlardı; ancak bu deneylerin en başarılısı bile, şempanzelerin en fazla dört kelimeden oluşan son derece ilkel bir kelime haznesi elde etmelerini sağlayabilmişti. Çoğu yüksek seviyeli hayvanlar hiçbir şekilde dillerini, dudaklarını, damaklarını ve ses tellerini kontrol edemezler ve böylecede Gardner çifti, hayvanların belki farklı bir şekilde konuşmayı öğrenebilceklerini düşündüler. Bunun üzerine şempanzelere sağır-dilsiz  işaretlerini öğrettiler. Birinci şempanze 150 işareti öğrendi, basit cümleler kurabiliyor, gramer kurallarını uygulayabiliyor ve yeni düşünceleri bir araya getirebiliyordu.

Konuşma sadece  sözcüklerle düşüncelerini ifade etmek değildir. Toplumun diğer bireyleri ile iletişim kurabilmektir. Bu yeteneğe de tüm yüksek seviyeli hayvanlar sahiptir.  

Küçük bir çocuk ilk kez adı söylendiğinde dönüp baktığı andan itibaren, çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğu kabul edilir. Gerçi çocuk ilk sözcüklerini belki ancak 12 aylık olunca söylemeye başlayacak; ama psikologlara göre, ağlama, mırıldanma ve diğer sesler de bir iletişim aracıdır; çünkü sevinç, hoşnutsuzluk ve çocuğun bazı gereksinimleri aktarmaktadırlar. Seslerin dışındda psikologlar mimikleride konuşma unsurları olarak kabul ederler, örneğin ilginç bir şeyi eli ile göstermek, birisi giderken el sallamak veya kollarını kaldırarak kucağa alınmak istediğini göstermek gibi.

Çoçuk "bana elini ver" denildiğinde doğru bir şekilde hareket ederse,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğunu kabul ediyoruz. O halde köpeğin "elini ver" komutu üzerine patisini uzatması da aynı şekilde konuşma yeteneğidir.

Şüphesiz ki doğada varolan her çeşit yaratık kendi aralarında iletişim kurmaktadırlar. Hayvanlar bu iletişim için vücut hareketleri ile ve aslında onlar için anlamlı fakat bir bakışta bizim için anlamsız gelen, ses, koku ve vücut hareketleri ile iletişim kurarlar.

Doğadaki hayvanlar arası iletişimi ortaya koymak için çok sayıda örnek vermek mümkündür. Karıncalar, birbirinin anteni tabir ettiğimiz bölgeye dokunarak arılar ise bir takım danslar yaparak iletişim kurarlar. Doğan her yavru annenin kokusunu ve sesini, anne de kendi yavrusunun sesini ve kokusunu diğer yavrulardan ve sürü üyelerinden kolaylıkla ayırt edebilir.

Yine hayvanlar kendilerine özgü kamuflaj yetenekleri ile de  iletişim kurmaktadırlar, daha doğrusu kendilerini korumaktadırlar. Bukalemunların bulunduğu ortama göre renklerini değiştirmeleri, kelebeğin üzerinde bulunan  beneklerin avcıyı şaşırtması gibi.

İnsanlar ve köpekler birlikte uzun bir tarihçeyi paylaşmaktadır. Atalarımız onlarla birlikte avlandılar, onlarla birlikte oynadılar ve yüzyıllardır birlikte yaşamı paylaştılar; ancak köpek ve bizler iki farklı tür olarak dünyayı paylaşmaktayız ve ayrı dilleri konuşmaktayız. Köpekler her ne kadar bizim gibi harfler ve sözcükler ile konuşmasalarda onlarında size ve kendi arkadaşlarına anlatacakları vardır. Bu anlatımlar ise yukarıda saydığımız diğer hayvanlar arasında en geniş iletişimleri ve kuralları içermektedir. Köpekler aynen ataları kurtlar gibi iletişim kurarlar ve kendilerini ifade ederler. Siz farkında olmasanız bile köpeğiniz sizin vücut dilinizi anlamaktadır, köpeğinize karşı bulunmadığınız bir öfke veya sevgi  esnasında köpeğinizin bu davranışınıza karşılık verdiğini görürsünüz. Örneğin çocuğunuza veya eşinize sarıldığınız anda köpeğiniz hemen yanınıza gelir, öfkelendiğinizde ise köpeğin oratada olmadığını görürsünüz ya da kötü niyetli bir kişinin size saldırısı anında köpeğinizinde sizinle birlikte savaştığını  görürsünüz.

Uzmanlar, köpeklerin şu üç konuda kendilerini ifade ettiklerini söylüyorlar:

  1. Duygusal Durumları
  2. Toplumsal İlişkileri
  3. İstek ve Arzuları

Şimdi köpeğin vücut dilini okuyarak aslında bize ne anlatmak istediklerini  açıklayalım;



Oyun Oynamak İstiyorum:

Oyun oynamak isteyen köpek doğal olarak mutludur. Kendini rahat hisseder. Ağızı açıktır ve mutlu bir ifade ile gözlerinizin içine bakar,siz oyuna davet etmek için  birkaç kez havlar.Bu arada kendini olabildiği kadar şirin gösterme uğraşı içindedir. Çevrenizde koşar veya daireler çizer,kulaklarını indirir ve kaldırır. Size yaklaşır gibi yapar ama birden yanınızdan kaçar, burada sizi oyuna davet etmek istediğini ve bir yöne doğru çekmek istediği apaçık ortadadır. Bu arada yine kendini şirin göstermek istediği ve mutlu olduğu için yerde sırt sütü yatar ve yuvarlanır,bunları yaparken bir gözü sizi izler. Oyun oynamak istediğini anlatmak için en çok kullanığı hareket ise,ön ellerini uzutarak göğsünü yere değdirmesi ve kuyruğunu heyacanlı bir şekilde sallayarak gözleriniz içine bakmasıdır.Bu an içinde köpek üzerinize atlayabilir ve sizi oturduğunuz veya yattığınız yerden kaldırmak için çaba gösterir.Bazen açık arazilerde köpek av takibi yapar gibi çimlerin üzerine yatar ve kafasını eğerek sizi izler.Bu anda sizden oyuna katılmak için hareket beklemektedir.Siz bu harekete aynen cevap verdiğinizde, yani vücudunuzu eğerek hatta çömelerek yavaş yavaş köpeğinize doğru yaklaştığınızda kendinizi hızlı bir koşuşturmacanın içinde bulabilirsiniz.

Eğer oyun oynamak istemiyorsanız ki bu köpeğin sevimli hareketleri karşısında çok güçtür.Köpeğiniz ile göz temasında kaçının ve köpeğinize arkanızı dönün yada başınızı çevirin.Ancak köpeğinizin kendine başka bir oyun aracı bulacağından emin olabilirsiniz.        

Hoşgeldin

Pek çok kişi  akşam eve geldiğinde karşısında ilk gördüğü şey kendisine bol miktarda sevgisini sunmak için hazır bekleyen köpeğidir. Köpek sahibini gördüğü zaman heyacanlanmaktadır. Kuyruğunu normal pozisyonda hızlı olarak sallar,ağzı açıktır bu onun rahat olduğunu gösterir. Sahibinin üzerine atlamaya ve onu yalamaya çalışır. Kendisini bir tehdit olarak göstermez, hatta sahibinin kendisinden üstün olduğunu göstermek için yere sırt üstü veya yan yatarak af diler, bu arada tuvaletini kaçırabilir.

Aslında şu an yaptığı hareketler bir içgüdüdür ve aynen kurt sürüsündeki yavruların hareketlerini uygulamaktadır.Kurt yavruları aç olarak inde beklerken aile bireyleri avlanmaya çıkarlar.Av sonrası ise yediklerini aç yavrularına kusarlar ve yavrular karınlarını doyurur.İşte eve geldiğimizde köpeğin bize aşırı   sevgi göstermesi  bu nedenledir.

Dikkatli ve Heyecanlıyım

Dikkatli ve heyacan içinde olan köpek bir bakıma av köpeğinin ferma duruşunu yapar şekildedir. Kulaklarını tam olarak dik tutar ve sesin geldiği yöne çevirirerek kaynağı bulmaya çalışır.,kuyruğunu normal pozisyonun üzerine çıkartır ve minimum  harekette tutar. Köpek hareketsizdir ve vücudunu öne doğru gerer. Ağzı açıktır.Eğer  tam olarak anlayamadığı bir tanı var ise ağızını kapalı tutar.



Endişeliyim ve Biraz Korkuyorum

Bu durumda ise köpek kuyruğunu bacakları arasına almıştır. Göz temasında kaçınır va başını başka bir yöne çevirir ve eğebilir. Kulaklarını dik tutmaya çalışır ama sanki askıda duruyor gibidirler.



Korkuyorum

Korku içindeki köpek kulaklarını tamamen geriye yatırır, kuyruğunu bacakları arasına iyice sıkıştırır, titremeye başlar, ağızı sıkı şekilde kapalıdır. Bu arada tuvaletini kaçırabilir, anal bezlerinden koku salgılar ve kalçasını aşağı indirir. Acıklı şekilde inler.

Senden Üstünüm

Kendini diğer bir üyeden üstün gören köpek. Kendine güven içinde diğer üyeye yaklaşır. Vücudunu olabildiği kadar yüksek tutar, kulakları ve kuyruğu diktir. Diğer üyeden geniş ve büyük görünmek için sırtındaki tüylerin bir kısmını dikleştirir. Bu esnada hırlar ve gerekli gördüğü yerde dişlerini gösterir. Diğer üyenin üzerine atlar hatta üzerine oturmaya çalışır. Kavgaya girebilir.



Senden Üstünüm ve Seni Tehdit Ediyorum. Saldırmaya Hazırım

Bu durumdaki bir köpeğin yüz ifadesi korkunç bir hal almıştır. Köpek hırlar ve dişlerini gösterir. Baskın olduğunu ve korkmadığını anlatmak için kulaklarını ve kuyruğunu dik tutar. Yine sırtındaki  tüylerini dikleştirir. Vücudu gergin ve her an atılmaya hazırdır. Korkunç şekilde hırlar. Bu davranışı gösteren köpek saldırı anında bütün gücünü kullanır ve geri çekilmez. Savaşını korkunç bir şekilde sürdürür; çünkü karşısındaki tehditten korkmamaktadır. 



Biraz korku içindeyim Ama Seni Tehdit Ediyorum

Bu durum içinde ise köpek yine dişlerini gösterir, hırlar,kuyruğunu yer ile paralel tutar, tüylerini dikleştirir; ancak tehdit karşışında kendini üstün hissetmediği için kulaklarını yatırır. Köpek  hem savaşmaya hem de kaçmaya hazırdır. Kendini çok zor durumda hissettiği zaman ısırır. Isırışları sadece ön köpek dişleri ile olur, seri olarak küçük ısırışlar yapar ve geri çekilir. Bu durumdaki köpeğin saldırganlığı "korkak saldırganlık " olarak adlandırılır.

Hakimiyetini Kabul Ediyorum

Kendisinden güçlü diğer bir üyenin emri altına giren köpek,bu üyenin karşısında sırt üstü yere yatar, kendini üyeye teslim eder,yerde yuvarlanır, diğer üyenin ağzını yalar ve saldırganlık göstermez. Bu anlarda kendini acındıracak şekilde inler.

Rahatım

Kendini rahat hisseden köpeğin, kulakları dik, kuyruğu normal pozisyondadır ya da bel hizasında rahatça sallar. Ağzı açıktır ve kendinden emin davranışlar sergiler.

Köpeğin El Vermesi

Bazı köpeklerin eğitilmediği halde bile size elini vererek tokalaştığını görürsünüz. Köpeğin bu hereketi de içgüdüdür. Küçük yavrular anneden meme emerken sütün gelmesi için ön elleri ile meme çevresine baskı yaparlar ve böylece kolayca süt içerler. İşte köpeğin el vermesi de bu olayın devamıdır ve aslında sizden bu yöntemle bir şeyler istemektedir. Sevginizi eksik etmeyerek köpeği okşamanız iyi bir ödüldür. Ayrıca köpeğin otururken bir elini hafifçe kaldırması ise köpeğin stres içinde olduğunu ve biraz korktuğunu gösterir.

Köpeğin Gülümsemesi ve Teşekkür Etmesi

Eğer, "Köpek gülmez, teşekkür etmekten de ne anlar?" diyorsanız yanılıyorsunuz. Köpek, insana kuyruğu vasıtasıyla güler ve teşekkür eder. Kuyruğun rahatça sallanması köpeğin size güldüğünü gösterir; ama yanlış anlamayın bu gülüş alay şeklinde değil tam tersi sevgi üzerine. Köpeğin kuyruğunu sallamasındaki  hız da ne kadar heyacanlı olduğunu ve durumdan hoşnut olduğunu gösterir. Yani bizim kahkaha derecemizle karşılaştırabilirsiniz, çok komik bir olay ile karşılaşırsak doğal olarak kendimizi uzun uzun gülmekten alamayız. Önüne yemeği konulan bir köpek de size kuyruğunu sallayarak teşekkür eder. Yemek kabı dolu olan ve çevresinde insan olmayan bir köpeğin ise kuyruk sallamadığı görülmektedir. Biz nasıl nedensiz bir şekilde gülmüyor isek, köpekler de nedensiz bir şekilde kuyruklarını sallamıyor.

Köpeğin Uluması

Ulumak sürünün toplanmasına ve birlikte yapılacak bir harekat için hazırlanmasına yarar. Kurtlar çoğunlukla akşamları ve sabahın erken saatlerinde, birlikte ava çıkmadan önce ulurlar. Köpek ise uluyarak sürüyü toplama isteğini çok az duyar; çünkü yemeği herzaman kendisine sunulur. Ancak televizyon icat olmadan önce  aile bireyleri akşamları biraraya gelip birlikte şarkı söylediklerinde bazı köpekler bu müzikal sesleri herhalde yanlış anlayıp ailelerin "toplanmak" için uluduğunu düşündü ve büyük bir heyecan ile av çağrısına katıldılar ve birlikte "uluma konseri" ne başladılar. 

Kurtun geriye attığı kafası ile birlikte uluduğu görülür. Belki de kurt bize o anki ruh durumunu hakkında bilgi veriyor ve kurt herhalde yabancı sürülere meydan okuyarak bulunduğu bölgenin sahibi olduğunu ve gerekirse savunulacağını bildiriyor.

Köpeğin uluması ise daha çok yalnız kalması ile ilgilidir. Bu ayrılık uluması kurtların sürü uluması ile aynı anlamı taşır. Yani şunu demekteler "Biz buradayız...Sen neredesin? Buraya gel" 

Değişik bir durumda çiftleşmek isteyen erkek köpeğin durumudur. Çiftleşme dönemindeki dişinin kokusunu alan ancak ona ulaşamayan erkek köpeklerinde uludukları görülmüştür. 

Köpeğin Havlaması

Köpek seslerinde dikkat edilmesi gereken birkaç önemli boyut vardır. İlk başta sesin yüksekliği gelir. Köpek havladığında,derin bir ses çoğunlukla öfke ve olası saldırganlığın işaretidir; ama ince tiz bir ses korku ve acıyı dile getirir, daha az tiz olduklarında zevk ve oyunculuğu gösterir. İnsanların dilinde de aynı farklılıklar gözlemlenir. Bir insan öfkeli olduğunda sesi genellikle kalınlaşır, korktuğunda tiz olur. Bizim de sesimiz, örneğin küçük çoçuklar veya bebeklerle konuştuğumuzda yumuşar ve oyunculuk ifade eder. Kelimeler tıpatıp aynı olsa dahi, bir kişşinin biriylemi, yoksa bir bebeklemi konuştuğunu anlamak mümkündür. Farklılıklar yalnızca ses düzeyinde ve ses tonunda kendini gösteriyor.

Köpek seslerindeki ikincil boyut, sesin sıklığı ve tekrarlanma hızıdır. Hızlı ve sık sık tekrarlanan sesler, belirli bir heyecan ve aciliyete işaret ediyor. Az tekrarlanan veya hiç tekrarlanmayan sesler, düşük bir heyecan düzeyi ve geçici bir ruh halini gösterir. Seslerin süresi de önemlidir. Kısa süreli keskin,yüksek sesler korku veya acıyı gösterirken aynı sesler uzun süreli olduğunda sevinç ve oyunculuğa işaret ederler. Genel olarak,uzun süreyle devam eden sesler, az sonra yapılacak bir davranışı haber verirler. Örneğin uzun süreli,derin hırlamanın az sonraki bir saldırıyı haber vermesi  gibi.

Peki köpekler çeşitli dillerde havlayabilirmi? Bu sorunun cevabı elbette hayır; ama ülkeler, havlamayı  kendi dillerine göre yorumluyor:

Türkçe  
 Hav Hav
 
İngilizce 
 Woof Woof - Arf Arf - Bow Bow
 
İspanyolca
 Jau Jau
 
Flemenkçe      
 Waf Waf
 
Almanca
 Wau Wau
 
Rusça
 Gav Gav
 
Çekoslavak
 Haff Haff
 
Kore  
 Mung Mung
 
Çince
 Wung Wung    
 

Orta düzeyde yinelenen hızlı havlama

Burada köpek size sezinlediği olası bir kötü durumu ya da bahçenize giren yabancı bir kişiyi anlatmaya çalışmaktadır. Durmayacak biçimde hızlı havlama ile doğal yaşamda yaptığı gibi yani liderini ve sürü üyelerini toplamak istiyor. Tabii burada köpeğin lideri siz ve üyeler ise aile bireyleriniz oluyor.

Birkaç kere tekrarlanan ve duraklayarak devam eden havlama

Şu an köpeğiniz, tam olarak tanımlayamadığı bir durumdan  bahsetmekte. Köpek şüpheleniyor ve yine size haber vererek "Gelseniz iyi olur" diyor bu arada karşı tarafa da "Ben buradayım" diyerek orada bulunduğunu belirtiyor. Köpek, tehlikeyi sezinlediğinde ise havlama şeklini yukarıdaki gibi değiştirir.

Uzun süren duraklı havlamalar

Köpeğiniz sizi şikayet ediyor. Sanırım yalnız kalmış ve kendisine arkadaş arıyor.

Kısa birkaçkez havlama

İşte köpeğinizin size "Hoşgeldin"   dediği an.

Bir seferlik kısa havlama

Yaptığınız bir şeyden sıkılmış ve size "Artık yeter" diyor.

Uzun, kısa, tiz havlamalar

Ne yaptınız köpeğinizin canı acıyor. Hemen onu sevin ve yatışmasını sağlayın.

Mırıldanarak Havlama

"Hadi oyuna başlayalım"

Ses düzeyi giderek yükselen havlama

Oyun esnasında arkadaşına oyuna devam etmesini söylemektedir. Başlangıçta sessiz havlayan köpek, davetine cevap almaz ise sesini yükseltir.    

Köpeğin Hırlaması

Derin Hırlama ve Havlama (Dişler gösterilmiş, Kulaklar dik, Kuyruk yukarıda): Köpek bu anda savaşmaya hazırdır. Öfkeli olduğunu belirtiyor ve her an saldırabileceğini ifade ediyor.

Orta Düzeyde Hırlama ve Havlama (Dişler gösterilmiş,Kulaklar yatık,Kuyruk bacaklar arasında):Endişeli ve korkuyor. Yine de kendisini savunacak. Kendisinden daha az emin.

Orta düzey Hırlama (Dişler gösterilmemiş): Köpek bu anda hoşlanmadığını belirtiyor ve uyarıyor.Kendisine yapılan eylem devam eder ise uyarı için ısıracak ancak savaşmayacak.

Yüksek Sesle Hırlama (Dişler gösterilmemiş): Oyun esnasında yavruların birbirlerine hırlaması. Oyundan zevk alıyorlar.



 
http://www.mihav.com/kopekler-kopekler-vucut-dili.html sitesinden alıntıdır.

Görseller Google'dan alınmıştır.

Kangal köpeklerinde damızlık nasıl seçilir?
Yavru kangal nasıl seçilmeli?
Yavru kangal seçerken nelere dikkat etmeli?
Bir yavrunun kangal olduğunu nasıl anlarız?
Kangallarda temel özellik nedir?

Kangal köpekleri hakkında yazılan makaleler.
Kangal köpeği (Anadolu Çoban Köpeği), ülkemizde yaşayan en özgün soydur. Ayrıca gen yapısında bir başka köpek geni olmayan dünyadaki çok nadir köpek türlerinden biridir.Tüm dünyada bir benzeri daha olmayan bu köpek türü, büyük bir üne sahiptir. Mesela bir çok ülkede ( Amerika gibi), kangal köpeği sevenler tarafından dernekler kurulmuştur. Ki bu ilgiyi en çok hak eden köpek türüdür kangallar.

Cesur, çevik ve hızlı olan bu hayvanlar çokta zekidirler. Önsezileri çok güçlüdür, sahiplerine de oldukça bağlıdırlar. Bunun yanında görevlerine de son derece sadıktırlar. Mesela; dağda sürünün gerisinde kalan koyunun başında günlerce aç susuz bekledikleri de olurmuş. Bu akıllı köpekler, binlerce yıldan beri Anadolu yaylasında yaşamış ve sürülere çobanlık yapmıştır. Geniş göğsü, özellikle güçlü boynu, iri kafası ve ön ayakları kangal köpeklerin en büyük silahlarıdır.

Kurt ve kangal çoban köpeği aynı kökten gelmişler. Köpekler kurtlardan korkarken, kangal çoban köpekleri kurtları boğabilmektedir. Kangal, kurdu görünce ya da kokusunu alınca tam bir canavara dönüşüyor. İşte o an kangal köpeklerinin gerçek güçlerini görürsünüz. Üstelik sadece erkek kangal değil, dişi kangalda kurtlara karşı erkek kangal ile birlikte savaşır. Bu dövüş sahnesi de tam bir strateji işidir. Şöyle ki; dişi kangal saldırganı oyalarken, erkek arkadan dolaşır ve göğsü ile kurdun bel kemiğinin üzerine çöker. Bu hareketinde birkaç amacı vardır. İlk amacı, kurdun belini kırmak ya da en azından sarsmak. Bunu yaptıktan sonra sıra, kesin darbeyi indirmeye gelir. Kangal erkeği kurdun boğazını dişler. Yani ölümcül darbeyi de indirmiş olur.

Kangal köpekler, bilinen en güçlü köpek ırkıdır. Pitbull köpekleri rahatlıkla yenebilecek güçtedir. Gerçi kangallarbir ayıya saldırabilecek kadar cesurken, diğer köpeklerle kıyaslamak pekte doğru değildir. Kangallar ki, kurt boğabilen tek köpek türüdür. Bu kadar cesur bir köpek olmasına rağmen normalde çok sakin bir hali vardır. İnsanlara karşı saldırgan değildir. Heleki sahibine, ev halkına - çocuklara karşı gayet uysaldır.

Kangal üç yüz koyunluk bir sürünün bütün hayvanlarını tek tek tanır ve başka hayvanlarla karışmasına izin vermez. Yani koku alma kabiliyeti o kadar harikadır. Kangalların bir diğer harika özelliği de hiç kuşkusuz zekaları. Kangal köpeği sahibinin yüz ifadesinden, ses tonundan pek çok duyguyu, düşünceyi anlar. Bütün bu özelliklerinin yanında, yemek konusunda da oldukça tevazu sahibidirler. Sahibi önüne ne koyarsa yer.

Kangal köpekler ortalama on iki – on üç yıl yaşarlar. Sıcaklığa, soğuğa dayanıklı, bozkırın sert iklimine alışık olan bu hayvanlar nemli sıcaktan pek hoşlanmazlar. Kökenleri, Sivas’ ın Kangal ilçesinden gelir. Buna rağmen Kayseri, Tokat, Yozgat, Çorum, Erzurum ve Erzincan’ da da saf ırklarına rastlamak mümkündür.

On yedinci yüzyılda Evliya Çelebi “Seyahatnamesi” nde kangal köpeklerinden bahseder. Ve bu köpekleri “aslan kadar kuvvetli” diye tarif eder.

Nazan - Yazar Hakkında:
nazan baykal


Makale Kaynağı:

http://www.makaleler.com/hayvan-makaleleri/kangal-kopegi.htm